Whisky İzle
Whisky, yaşlı bir adam olan Jacobo'nun hikayesini anlatır. Jacobo, Uruguay'da bir fabrikada çalışan sıradan bir adamdır. Tek başına yaşayan ve monoton bir hayat süren Jacobo, kardeşi Herman ile uzun zamandır görüşmemiştir. Bir gün, Jacobo'nun kardeşi Herman'ın ziyarete geleceğini öğrenir. Ancak Jacobo, kardeşinin ziyaretinden önce hayatını biraz daha ilginç hale getirmek istemektedir. Bu nedenle, iş arkadaşı Marta'ya bir teklif yapar. Marta'yı kardeşi Herman'ın eşi olarak tanıtması karşılığında ona para teklif eder. Marta, Jacobo'nun teklifini kabul eder ve bir süreliğine kardeşi Herman'ın yanında yaşamaya başlar. Ancak bu durum, beklenmedik sonuçlara yol açar. Marta, Herman ile samimi bir ilişki yaşamaya başlar ve Jacobo'nun planları alt üst olur. Whisky, kıskançlık, ihanet ve aile bağları üzerine derinlemesine bir hikaye sunar. Film, sıradan hayatların içindeki karmaşık duyguları ve ilişkileri ustalıkla işler. Oyuncuların mükemmel performanslarıyla desteklenen film, izleyiciye düşündüren ve duygusal bir deneyim sunar.
Öne Çıkan Oyuncular
Yorumlar 21
Filmde yerel kültürden de birçok nüans bulunuyor. Lübnan ve Suriye'den göç eden Yahudilerin Arjantin, Brezilya ve Uruguayda kurdukları hayatlar, babadan kalan çok çalışma kültürü ve birbirlerine destek olmalarına da değinilmiş. Jacobo'nun sadece Mate içerken, Herman'ın Brezilya'nın kahvaltısı olan kızarmış ekmek üstü reçel ve maç anındaki bol şekerli kahvesi de işlenmiş. Uruguay, Arjantin ve Brezilya karşısında gri ve heyecansız bir ülke olarak da gösterilmiş ki bu da önemli bir detay. Annesine baktı diye para vermesi tuhaf gelmiş olabilir fakat Arjantin ve Uruguayda üstüne düşen kısmı ödemek rutin ve önemli bir davranıştır. Biri sizi evine de davet etse ziyafetin parasını ortak ödemeniz beklenebilir. Hayat ne kadar rutin giderse gitsin, sürekli izin isteme, karşılığını verme gibi konular atlanmayan bir coğrafya. Brezilya ise bu ülkeler arasında en sıcak kanlı (tokalaşma kısmından anlayabilirsiniz) ülkesi olarak bir nevi heyecanın temsilcisi olarak gösterilmiş. Filmin bende uyandırdığı soru ise "40 yıl yaşamak mı, 40 yıl aynı günü yaşamak mı bu yaşanan" oldu. Dünyada kaç kişi yaşamak dediği hayatı aslında takvimdeki bir günü tekrar edercesine yaşıyor sorusu üzerine düşünülmesi gereken bir soru.
güzel film, zeki demirkubuzdan duyup da geldim ama onun konuştuğuna bakınca dram falan bekliyordum, pek dram yok, eğlenceli film, karakterleri çok güzel işlemiş.
Zeki demirkubuzdan duyup geldim. Buyuk bir dram bekliyordum.sade anlatimli tekduze bir hikayenin dikkat ceken yansimalarini izledim. Brezilyada isleri yolunda giden ailesi olan kardesine birazcik olsun kendisinin de ortalama bir hayati oldugunu kanitlamak isteyen bir adamin hayati. Bunun icin hileli bir yola sapiyor. Yaninda calisan ustabasi kadini para karsiliginda sanki esiymis gibi tanistiriyor. Filmde ustabasinin calisan 2 isicinin hergun is bitiminde hirsizlik kontrolu icin cantalarina bakmasi ve ustabasinin tatildeyken benzincide cikolata calmasi... 2 iscinin oldugu defolu coraplar ureten bir kucuk atolyede bu kadar siki hirsizlik denetimi yapmasi aslinda kendinde olan arizadan kaynakli... Atolye sahibinin hergun masasinin arkasindaki ayni stor perdeyi tamir etmeye calismasi.. duvardaki civiyi tamir etmek icin daha buyuk bir delik acip daha da mahvetmesi... bozuk seylere karsi asiri takintili olmasina ragmen kucuk isleri bitirememesi. Atolyesinin neden atil kaldigini ve islerini agir aksak yaptiginin bir isareti. Brezilyada yasayan kardesin uruguayli kardesin eksikliklerini bilmesi ve bundan keyif almasi ve kardesinin sahip oldugu azicik mutluluga bile goz dikmesi ustalikla anlatilmis. 2 isci ve 1 ustabasiyla yurutulen kucuk bir atolyede surekli defolu coraplar uretilmesi ve uretim hatalarini duzeltmek yerine en onemli konunun radyo acmak icin izin almak oldugu sahneler aslinda calisanlara tahakkum etmenin onlari kisitlayarak disipline sokmanin uretimden ve duzgun calismaktan daha fazla onemsendigini anlatiyor.
Kadın adam giderken verdiği o notta ne yazdı acaba ya?
Yalnız yaşamının anlamsızlığını tekdüzeliğini patronuna duyduğu platonik aşkla kıran kadıncağızın rol de olsa aile olma fikrini sevmesi ama patronunun kardeşinin kendisine gösterdiği ilgi hatta flörtöz davranışlarıyla ona âşık olması ve onun da aslında umursamadığını anladığında içine düştüğü duygu çıkmazı... Patronunun kendince iyi duygularla verdiği para son darbe oldu. Patronuyla ilgili kurduğu hayallerin yok olmasıyla tekdüze hayatına dönmek imkânsızlaştı kadın için ve muhtemelen intiharla sonlandırdı dramını.
Aslında şu şekilde yorumlayabiliriz. Kadın ilk başta patronuna platonik duygular besliyordu. Daha sonradan ise patronunun kardeşine bu duyguları besledi. Odasına gitti ve o sahnede neler olduğunu görmedik. Muhtemelen brezilyalı kardeş Marta'yı reddetti. Verdiği notun bi önemi yok. Buna ek olarak final sahnesinde bay köhlerin marta'ya para vermesi ikisi arasında olabilecek ve birkaç günlük demosunun yaşandığı mutlu aile hayaline sert bir darbe vuruyor. Marta parayı ne kadar almak istemese de , bunu sevdiği için yaptığını belirtmeye çalışsa da adam tekdüze bir patron ve her şeyin karşılığını parayla ödemek istiyor. Aynısı otelde marta'nın verdiği bahşişi ödemesiyle de örneklendirilebilir. Film hayatın tekdüzeliğini ve çok sert bir gerçekliğini vuruyor. Zeki hoca kadar etkilenmesem de 3 kişi ile bu kadar iyi bir film çekmek ve gerçekliği bu kadar vurgulamak gerçekten inanılmaz. Bu arada Marta parayı aldı istifa etti rahatına kavuştu gibi düşünenler olacaktır ama bence Marta intihar etti. Filmin de bize finalde anlatmak istediği buydu.
demek ben sanattan anlamıyorum ....herkes beğenmiş....ben hiç zevk almadım...ne anlattığını da anlamadım..oyunculuklar çok iyimiş göremedim...üstelik Demirkubuz bu farkındalık yönetmeni intihara sürükler demiş film sonrası bir kaç yıl sonra yönetmen intihar etmiş....cidden kendi zekamı farkındalığımı sorgulayacağım...sanırım ben dandik biriyim
Kadın parayı aldı ve gelmedi mi yoksa bu kadar bir sıradanlığa tam da inanılmaz bir paraya kavuşmuşken hayatını mı kaybetti? Ya da o parayla hiç gidemeyeceği ve gerçeği bir notla yazdığı Hermam'a mı gitti? Ya da ya da ya da... Kaç alternatifi olabilir sıradanlığın?
Bu kadar yalınlığın içinde ben mektupta yazılanı merak ettim. Ucu açık filmleri sevmiyorum. Kadın iki adamın arasında hep sıkıldı aldığı parayla işe gelmekten vazgeçti bari keyifle kendine ait bir an görseydim. Ne güzel olurdu. Çünkü hayat zıtlıklarla ilerler. Baktığımız yer tek taraf olsa bile.
zeki abiden duyup geldim.hikayenin sürükleyeciliği ve karakterlerin hem yüzeyselliği hem de ister istemez bize yansıtılan derinliği beni çok etkiledi.uruguayın peyzaj konusundaki umumi hassasiyetine tanık olmak kanıksamak istediğim bir şeydi.işçi işveren iişkilerindeki duygusal ve samimi diyaloglar sanki oradaymış hissini derinden yansıttı.zeki demirkubuzun bu filmi sevme nedeni bence kendi filmlerindeki "hareketli durağan" ambiyansını bu filmde de direktörün birebir işlediğini görmüş olması olmalı.ama bu filmi herkese önermemin tek nedeni olabilir gerçeklik.GERÇEKLİK.GERÇEKLİK...
sanirim zeki abinin hayran oldugu sey,yalanda,gec kalmis gercekte,sacmada,mantikiszda,ve geri dönüsü imkansiz bi yol kadar zor olsa bile,.umuda yeniden olabilirlege yürüyen insan.benlik bi film degildi.ama pisman degilim..
Çok iyi bir film. Teşekkürler
Bazı şeylere adım atmazsak bizim yerimize adım atanlar onu gidip alırlar. 3 karakterimiz etrafinda dönen filmde ben en çok jacoba karakterini derinlemesine inceleyebildim. Kazanma hırsı bu kadar yüksek fakat küçük işleri bile yapmaktan aciz olan biri aslında. Kazandığı durumlarda o andan keyif alan fakat rahatsız olduğu durumlarda tamamen o durumu görmezden gelmeye çalışan konuyu dagitmaya calisan biri. Film çok özeldi kesinlikle tavsiye ederim.
Çok güzeldi, keyifle izledim. Zeki Demirkubuz'un dediği kadar var. Monoton hayatın acı verici gerçekliğini yüzümüze vuruyor. Marta'nın tatil dönüşü yaşadığı hüzne benzer şeyleri yaşamayanımız yoktur herhalde. Daha sert bir şey arayanlara Bela Tarr'ın Torino Atı'nı tavsiye ederim.
Özdemir Asaf üstadın dediği gibi "yalnızlık paylaşılmaz"
Demirkubuz bayagi bir tanitmis filmi iyide yapmis cok iyidi
Sonu yok, son sayfaları kopmuş kitap gibi. Yönetmen bazı şeyleri izleyicinin hayal gücüne bırakmış. Ama filmin genelinde hayal gücüne bırakmamış. Adam tuvalete gittiğini görüyorum, izliyorum. Ellerini yıkarken izliyorum. Ellerini kurularken izliyorum... Çok yavaş. Bazı şeylerin izleyici hayal gücüne bırakılması çok güzel ama bu kadar yavaş ve detaylı ilerleyen bir filmin sonunun izleyiciye bırakılması tezat olmuş bence..
marta intihar mı etti
filmde süresi eksik mi?
Hayır.
Yıllar önce seyretmiştim unutamadığım bir film





