Dreams – Düşler İzle
Dreams sekiz ayrı kısa filmden oluşuyor. Filmde karakterler ve tematik malzeme açısından örtüşmelerle birlikte esas olarak insanın çevresiyle olan ilişkisi ele alınmıştır. 'Yağmurlu Güneş': Genç bir çocuğa, her iki hava koşulunun da meydana geldiği gün dışarı çıkmaması söylenir, çünkü o zaman tilkiler düğün alaylarını düzenler, bu da bu olaya tanık olanlar için ölümcül sonuçlar doğurabilir. 'Şeftali Bahçesi': Aynı genç çocuk, kalpsiz insanlar tarafından kesilen şeftali ağaçlarının ruhlarıyla karşılaşır. 'The Blizzard': Bir dağcı ekibi, manevi müdahaleyle kar fırtınasından kurtarılır. 'Tünel': Bir adam, ölümlerinden sorumlu olduğu bir ordu müfrezesinin hayaletleriyle karşılaşır. 'Kargalar': Bir sanat öğrencisi 'Vincent Van Gogh' ile karşılaşıyor ve resim dünyasına girer. 'Kırmızı Fuji Dağı': nükleer santral Japonya'nın geleceğini tehdit altında tutuyor. 'Ağlayan Şeytan': insan mutasyonlarının yaşadığı nükleer sonrası bir dünyanın portresi. 'Su Değirmenleri Köyü': Nüfusu tamamen doğayla iç içe olan bir köyün güneşli bir portresi.
Öne Çıkan Oyuncular
Yorumlar 3
"kurosawa'nın rüya gibi filmi" tabiri sanırım en çok bu filme yakışır. usta yönetmen akira kurosawa'nın bizzat kendi rüyalarından ilham alarak çektiği sekiz kısa hikâyeden oluşuyor. her biri adeta bir tablo gibi. film boyunca bir çocuğun tilki düğününü izlemesiyle başlayan masalsı atmosfer, van gogh ile karşılaşmaya kadar varıyor. özellikle "kargalar" bölümü resmen sanatın içine ışınlanmak gibi. scorsese'nin van gogh'u oynaması ise enteresan bir sürpriz. rüyalar iç karartıcı, huzur verici, ürkütücü ve etkileyici olabilir. kurosawa da tam olarak bunu yapıyor. atom bombasının etkileri, doğanın gücü, savaşın yıkımı derken bir noktada insan "keşke kurosawa'nın rüyalarında biraz daha kalsam" diyor. izlerken sabır gerektirebilir, zira anlatım oldukça yavaş ve meditasyon gibi. ama sabredenler için görsel ve düşünsel bir şölen. kısacası, sinema bir rüya görseydi, muhtemelen yume gibi olurdu.
Film harika.
Çeviri ayrı film ayrı güzel.
